Yıldız Nickleri
Yıldız Nickleri
Karanlık Bir Damla Gözyaşıdır Aslında
Birazdan akşam olacak.
Henüz batmadan bulutların ardına gizlenmiş bir kış güneşi eşliğinde,
geceye hazırlanıyor yaşamlar. Ağaçlar yapraklarını indiriyor, sokaktaki
hayvanlar geceyi geçirecek kuytu bir köşe ararlarken, hızlı adımlarla
sağa sola giden insanlar ise eve taze ve sıcak ekmek götürebilme
telaşındalar. Gökyüzü, dumana boğulmuş garip bir gri renkten, yavaş
yavaş siyaha doğru geçiyor. Akşam daha sert esmeyi düşünen rüzgar,
şimdilik bir köşede oturmuş bekliyor...
Güneşin, insanlar
üzerine anlatılmaz bir güven ve huzur veren etkisi vardır. Karanlık
bastırdıkça, bu hisler yavaş yavaş kaybolur ve genellikle akşamları
sevmez insanlar. Sanki güneşin batışı ile birlikte, tüm kötülüklerde
sokaklara çıkıyormuş gibi, bir garip ürperti hisseder insan. Pencereden
bakmak bile, gündüz gibi keyifli değildir. Keyifle seyrettiğiniz bir
çok yer, ya siyahın herhangi bir tonu olmuş ve kaybolmuş yada sade bir
ışık olup kendini aydınlatmaya koyulmuştur...
Dalgası
saçlarınıza vurmuş bir rüzgar eşliğinde çıkarsınız balkona.
Kollarınızda ki tüyler biraz dikilmiş, vücudunuzu hafif bir ürperti
sarmıştır. Uçsuz bucaksız karanlıklara bakmak boğar insanı çünkü
utançları, köşede unutulmuş pişmanlıkları hatırlatır. Kalbinize, hafif
bir meltem hüznü eser ve istemedende olsa gökyüzüne bakarsınız. Bir
müddet yıldızlara şaşar, sonra içeri girersiniz...
Dünya gibi,
yüreğimizin de gecesi ve gündüzü vardır. Karanlık yanları hep gecelerde
ortaya çıkar. Tarifi ve çoğu zaman sebebi olmayan bir hüzün eşlik eder
yalnızlara. En duygusal şiirler, en güzel şarkılar hep gece
yazılmıştır. Geceleri efkarlanır, geceleri sarhoş oluruz çünkü. Kimi
zaman bir kaç devrilmiş kadeh ile kimi zaman ise kaybolmuş geleceğe
dair hayaller eşliğinde...
Sessizliğe bürünmüş kentin bomboş
sokakları gibi, gece de yalnızdır aslında, bitmeyen dertler
karanlığında. Geceler, şairlerin hayatı ve yalnızların iç
hesaplaşmasıdır. Kendilerini dinledikleri, biraz iç çekerek en güzel
eserlerini verdikleri bir zaman dilimidir. Geceler, hoyrat kalmış bir
yaban gülü gibidir. Hasretlerin önünde diz çökmüş insanların
gözyaşıdır, her insanın kendi vicdanıyla hesaplaşması, her kalbin içten
içe yalnız kalmasıdır...
